Search
  • Handan

Amsterdam - Bir Dünya Sehri

Updated: Dec 5, 2019

Hollanda'nın baskenti Amsterdam'ın kanallarını,bisikletlerini, lalelerini, peynirlerini veya degirmenlerini uzun uzun anlatabiliriz ama bence öncelikle bahsetmemiz gereken sey Amsterdam'ın bir dünya sehri olması. Çok büyük bir sehir degil belki ama birçok ülkeden birçok milletten insan var bu sehirde. Bununla beraber de neredeyse her ülkenin mutfagına ait çesit çesit ve lezzetli restoranlar var. Bu kültür çesitliligine ragmen çok da huzurlu.


Kanal

Amsterdam için haritayı açtıgınızda görülmesi gereken oldukça fazla yer bulacaksınız. Nasıl sıgdırırım diye panige kapılmayın, hem mesafeler uzak degil, hem de ulasım agı oldukça genis ve dakik. Sehrin içinde tramvay, yürümek istemediginiz noktada oldukça yardımcı olacaktır. Tabi bisiklet kiralamak da bir opsiyon. Sehir merkezinde en çok tercih edilen sey bisiklet - 1 milyondan fazla bisiklet mevcut. Bu nedenle de her yerde  geçis öncelikleri var. Hem sürücü hem de yaya olarak çok dikkatli olmak gerekiyor.


Amsterdam'a vardığınızda Schiphol Havalimanı'ndan kalacagınız gün kadar süreleri olan  Amsterdam ve çevresi seyahat kartı alın. (Amsterdam & Region Travel Ticket) Günlügü 18,5 Euro olan bu kartın maximum süresi 3 gün. Tüm detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

Eger çok fazla müze gezmeyi planlıyorsanız, müzeleri de kapsayan I Amsterdam Sehir Kartı'nı da tercih edebilirsiniz.


Sehirde herkese göre yapılacak farklı seyler var, dolayısıyla bir kısmı bu yazıda yok ama gün gün neler yapılabilir, arayanlar için yardımcı olabilir:


Istanbul'dan Amsterdam'a sabah uçagı ile geliyorsanız, 3 saatlik bir uçak yolculugunun ardından ögle saatlerinde sehire varacaksınız. Havalimanından sehre gelmenin en uygun yolu Schiphol Havalimanı'dan sehrin Merkez Istasyonu'na giden trenler. Yaklasık 20 dk. sürüyor. Alacagınız toplu tasıma kartı burada da geçiyor. Sonrasında kalacagınız yere göre hemen istasyonun önünden kalkan tramvaylardan uygun olanına binebilirsiniz. Amsterdam'da müzeler genellikle 17:00'ye kadar açık. Dükkanlar ise genellikle 18:00'e kadar. Persembe günleri ise daha geç yani 21:00'de. O nedenle planlarınızı bu saatlere göre yapabilirsiniz. Müze, alısveris ve aksam yemegi arasında yapılacak en iyi sey çok sayıda pub'lardan birine girip yorgunluk atmak olabilir.


1. Gün:


Bizim ilk gün için tercihimiz Albert Cuyp market oldu. Amsterdam'ın bu en büyük ve en popüler açık pazarında, tekstilden, hediyelik esyaya, peynirden, balıga kadar hersey tezgahlarda satılıyor. Ayaküstü yenecek seyler de mevcut. Her gün 09:00 - 17:00 arası açık. Bu pazarın oldugu sokagı kesen sokaklarda da birçok restoran ve bar var.

Tipik bir Hollanda yemegi olarak gösterilen çig ringa balıgını buradaki bir tezgahta denemeniz mümkün. Genelde herkes tarafından sevilmiyor ancak denenebilir...Bu civarda en tavsiye edilen yerlerden biri bir hamburgerciydi: The Butcher. Denedik ve gerçekten çok begendik. Kalabalık olsa da pes etmeyin bekleyin. Hamburgerin yanında tatlı patates kızartmasını deneyin.


The Butcher

Aksam yemegi için tercihimiz daha çok etleri ile meshur olan Cafe Loetje. Soslu bir et olan Bali Steak burada oldukça popüler. Sehrin birçok yerinde subesi var, biz Johannes Vermeerstraat'taki ilk subesini tercih ettik. Rezervasyon sart, diger türlü özellikle aksam saatlerinde giderseniz biraz beklemeniz gerekecek.


2. gün


Otel rezervasyonumuzu yaparken kahvaltıyı özellikle tercih etmedik ki, Amsterdam'ın sirin ve lezzetli cafelerini olabildigince deneyelim. Sabah bagelları (susamsız simit seklinde ekmekler diyebiliriz) ile ünlü Bagels & Beans'de güzel bir kahvaltı ettik. Yine buranın da birçok subesi var ama bugünü müzelere ayırdıgımız için, Van Gogh Müzesi'ne çok yakın olan subeyi, Van Baerlestraat üzerindeki subesini seçtik.


Bagels & Beans

Bugün gezecegimiz Van Gogh ve Rijks Museum biletlerini, uzun kuyruklarda vakit kaybetmemek için online satın almıştık. Kendi internet sitelerinden ulasacagınız bu biletlerden Van Gogh için özellikle bir saat aralıgı seçmeniz gerekiyor. Rijks Museum ise belirli bir tarih aralıgı için size bilet sunuyor. Biz öncelikle 11:00'de Van Gogh Müzesi'ne giris yaptık. Adından da tahmin edilebilecegi gibi hem Van Gogh'un tablolarını, hem de hayatına dair bilgileri burada bulduk. Rijks Müzesi'ne geçmeden önce Blushing adlı bir cafede kahve molası verdik.


Van Gogh Müzesi - Ayçiçekleri tablosunu inceleyen öğrenciler

Rijks Museum, Hollanda'nın ulusal bir müzesi. Bugünkü binası 1885'de açılmıs. sanat, zanaat ve tarih alanında parçalar sergileniyor. En önemli ve ihtisamlı tablolarından biri Rembrant'ın Gece Devriyesi tablosu. Müzede ayrıca çok genis bir sanat tarihi kütüphanesi de mevcut.


Müzeyi ne kadar detaylı gezeceginiz ile baglantılı olarak yarım gün kadar ayırmanızı ve her sekilde mutlaka gezmenizi öneririm. Bizim bugün 11:00'de başlayan müze gezimiz, 17:00'de müze kapanana kadar devam etti.

Sonraki duragımız kendi biralarını yapan IJ Brewery. Burada 5 bira çesidinden olusan tadım menüsünü, Hollanda peyniri esliginde tattık. Her Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri 15:30'da 20 kisilik grup olarak tur yapılıyor, biralarını nasıl yaptıkları hakkında detaylı bilgi sahibi olunuyor. Yalnız saatler konusunda dikkatli olunmalı. 14:00 - 20:00 arası açıklar.


Brewery IJ

Aksam yemegi için yine et tercih ettik ama bu sefer Arjantin mutfagına sahip Luna'ya gittik. Yemekler oldukça lezzetliydi ve servisten de çok memnun kaldık. Içerisi biraz küçük oldugundan rezervasyon sart. Trip Advisor üzerinden kolaylıkla yapabilirsiniz.

Bu arada yine önerilen et restoranları arasında bu aralar kaburgası ile ünlü Cafe de Klos ve Cannibale Royale var.


3. Gün


Sabah ilk olarak 9 Streets olarak anılan, ünlü alısveris bölgesinde yer alan Pancakes Amsterdam'a ugradık. (Berenstraat 38). Sebzeli, tavuklu bir de keçi peynirli krepleri ile kahvaltı ettik. Bagels & Beans kadar bizi etkilemedi. (Zevkler farklı olabilir) Krep yerine sadece pancakeleri de denenebilir. Ama bu şirin dükkan sanırım her görülmesi gereken listesinde yer alıyor. Zira kapısında mutlaka masa bekleyenleri görebilirsiniz. Saat 10:30 gibi kendimize rahatça yer bulabildik.

Buranın birkaç subesi var. Anne Frank'in evi görülmesi gerekenler listenizde ise bu müze ile aynı caddede bulunan subesine de ugrayabilirsiniz.


Pancakes Amsterdam

Kahvaltıdan sonraki duragımız Zaanse Schans'te bulunan degirmenler. Buraya Merkez Tren Istasyonunun hemen arkasındaki otobüs duraklarından kalkan otobüs ile 45 dk içinde direkt ulasabilirsiniz. Ulasım kartı burada da geçiyor. Dönüste ise indiginiz duraktan aynı otobüs ile geri dönebilirsiniz. Her 15 dk'da bir otobüs var.


Zaanse Schans, projelendirilmis ve sonradan olusturulmus bir bölge. Söyle ki, 19. yy ortalarında endüstriyel dönüsüm Hollanda'nın Zaan bölgesinde görülmüs. 1961 yılından itibaren de, bu bölgedeki evler, Zaanse Schans'a kara veya denizyolu ile tasınmıs. Böylece bugün gördügümüz Zaanse Schans, degirmenleri, tahta evleri ve depolarıyla Zaan bölgesinin o dönemde nasıl göründügünü bize hatırlatıyor. Su anda orada bulunan evlerin bir kısmı özel mülk. Digerlerinde ise, kiminde peynirin yolculugunu görüp satın alabiliyorsunuz, çikolata dükkanında kendinize sıcak çikolata yapıp, degisik çikolatalar alabiliyorsunuz, tahta ayakkabı yapımını seyredip, degirmen nasıl çalısır tanık olabiliyorsunuz. Böylelikle aslında Hollanda'nın kültürüne de tanıklık etmis oluyorsunuz. Gireceginiz dükkanların genel olarak kapanıs saati 17:00. Kıs sezonunda gün ısıgını da hesaba katınca, bu saate kalmamanızı öneririm.


Vaktiniz varsa, yine tipik Hollanda'yı göreceginiz Edam-Volendam'a da ugrayabilirsiniz. Bahar aylarında ise, lale bahçeleri ile ünlü Keukenhof'u ziyaret edebilirsiniz.

Biz, Zaanse Schans'da yaklasık 2 saat gezdikten sonra, dönüsümüzü yine aynı otobüs ile yaptık ve günün geri kalanını biraz alısverise ayırdık. Alısveris için farklı birkaç yer var Amsterdam'da. Ufak butikleri, antikacıları, sevimli cafeleri ile 9 Streets, lüks markaları barındıran P.C Hooftstraat, farklı markaları barındıran çok katlı De Bijenkorf ve ve sadece yayalara açık olan, farklı bir çok markayı bulabileceğiniz Kalverstraat ve Leidsestraat.


P.C. Hooftstraat

4.gün


Bugüne yine güzel bir sabah kahvaltısı ile basladık ve çok fazla turistin ragbet etmedigi, Vondelpark tarafındaki Dignita'ya gittik.


Nefis omletleri ile enerji topladıktan sonra, tramvayı kullanıp Dam Meydanı'na vardık, oradan Kalverstraat ve civarındak alısveris için gezdikten sonra Spui Meydanı'ndaki publardan birinde mola verdik. Bu meydanda Cuma günleri kitap pazarı kuruluyor. Spui ayrıca, sehrin en eski tahta evini de barındıran, belki de çok kez kapısının önünden geçip farkına bile varılmayan Begijnhof'a da ev sahipligi yapıyor. Hele kalabalık bir haftasonu, kapıdan geçip avluya vardıgınızda sanki farklı bir zaman dilime geçmis gibi hissediyorsunuz. Bu avlu 1346 yılında, manastır yeminleri olmadan rahibe olarak yasayan bir katolik kardeslik birligi olan Begijntjes için ibadethane olarak yapılmıs, ancak artık günümüzde evler kız ögrencilere veya yaşlı kadınlara kiralanmakta.


Begijnhof

Eger seyahat günleriniz Cumartesi gününü de kapsıyorsa, Jordaan bölgesindeki Noordermarkt'a ugrayabilirsiniz. Burada tezgahlarda antikalardan, organik yiyeceklere neredeyse herseyi bir arada bulabilirsiniz. Çesit çesit mantarlar, istiridyeler, yıllanmıs peynirler...Sonrasında ise hem yorgunlugunuzu atmak hem de nefis elmalı pie'larından tatmak için Winkel 43'e ugrayın.

Gün içinde yolunuzu mutlaka Van Stapele'ye düsürün ve canınız tatlı çekmese bile mutlaka içi beyaz çikolatalı sıcak kurabiyelerinden tadın ve hatta paket olarak yanınıza alın. Paket alırsanız 4 gün dayanıyor!


Van Stapele

Bu günü ve Amsterdam gezimizi güzel bir aksam yemegi ile kapatmak istedik ve tavsiye üzerine çok sirin bir Karayip restoranına gitmeye karar verdik: Plato Loco. Yemekleri, servisi, ilgileri, ambiyansı oldukça hosumuza gitti. Kısaca soguk bir kıs gününde hem içimiz ısındı hem de gezimizi keyifli bir sekilde noktayı koymus olduk.


Plato Loco

#amsterdam #canal #travel

7 views

©2019 by Ömür Boyu Devrialem. Proudly created with Wix.com